Neden Sabah gazetesi?
2008
Geçen gün Kpss kursunda eğitim bilimleri hocası kişiselleştirme diye bir kavramdan bahsetti. Örnek verirken de mesela bir dergi abonesi dergiyi öyle kişiselleştirmiştir ki dedi artık dergiyi okumadan yapamaz hale gelmiştir dedi.. O an bende durdum düşündüm Neden Sabah gazetesi? diye.
Sabah gazetesini çocukluk yıllarımdan beri elime geçtiği her yerde okurum. Fakat 2000 yılından beri her gün alırım. Sabah gazetesi okumak benim için öyle bir hal almıştır ki okumadığım gün kendimi eksik hissediyorum. Öyle ki Kazakistan da yaşadığım dönemler de cep telefonumdan internete bağlanır öyle okurdum sabahı. Ama elime almadan da yapamazdım hafta sonları Türk restaronlarına yemeğe giderken, Thy ile Sabah getireni tercih ederdim. Sabahı okumadığım zamanlar ödevini yapmamış çocuk gibi oluyorum. Kendimi suçlu hissediyorum. Muhabirlerini köşe yazarlarını tek tek didiklerim. Şu gördüğüm 8 yıl içerisinde Sabah gazetesinin sahipleri de değişti yazar kadrosu da değişti ama ben hiç değişmedim ille de sabah dedim ve devam ettim.
Aslında Sabah benim dünya görüşümü tam olarakta çerçevelemiyor ama gazete okumak için bu bir şart değil zaten. Mesela Hıncal Uluç haftanın 6 günü okurum onu, pazartesileri yazmadığı için acayip bozulurum keşke yazsaydı da okusaydım derim. Ama bir o kadarda iğretiyimdir yazılarına çünkü asla gidemeyeceğim ama hep imrendiğim o sanat aleminden bahsedir durur. Bahsettiği tiyatro, sinema, bale, resim ve bilumum sanat etkinlikleri İstanbul’dadır oysaki ben Osmaniye de yaşamaktayımdır o köşesinde yazdıkça ben imrenir dururum keşke İstanbul da olsam da bende gitsem oralara diye, gidemedikçe de kızarım Hıncal ustaya, fakat yinede o sanat haberlerini hayata,siyasete ve spor’a bakış açısını okudukça da büyük keyif alırım Sabah okumaktan. Hıncal usta Sabah’ı tercih etmemin sebeplerinden sadece birisi daha bir çok sebep var Sabah okumamda. Mesela hiç sevmediğim Ergun Babahan’ı her gün okurum kendini sevmesem de demokrasi anlayışını severim. Günaydın dan Yüksel Aytuğ’u sektirmeden okurum çünkü o benim toplumumu koruyor televizyondaki eğriyi doğrultmaya çalışıyor. Bir Beşiktaşlı olarak Kazım babayı okurum ama sevmesem de feneri her zaman okurum Gürcan Bilgiç’i.
Sabah’ın her sayfasın da başka bir alışkanlığım var arka sayfada “sizinkiler”, 3.sayfada eskiden ayrılmasına çok üzüldüğüm Yılmaz Özdil şimdiyse küfürbaz adam Engin Ardıç var, kendime en şaştığım noktaysa Nazlı Ilıcak, severek okuyorum dinlemekten nefrette etsem. Şimdi Sabah el değiştirmiş hükümet yanlısı mı ne olmuş Turkuvaz medya adı altında çalık grubu almış benim umurumda olmaz. Ben okumaya devam ederim marketim ayırır gazetemi ben gider alır okurum. Ergun Babahan köşesinden söz versin dursun Sabah olarak ilkelerimizden şaşmayacağız diye, ben gazetemi okurum. Hem ne güzel işte Sabah sayesinde büyük medya grubu varya hani kartelleşemiyor işte. Sabahtan kimler geldi kimler geçti ama sabah hep gelişti, Sabah’ı eleştiririm yazarlara kızar mail atarım yanlış düşünüyorsun diye fakat illede her sabah Sabah okurum.
Velhasıl kelam okumak güzel şey, günde en az bir gazete okuyun Sabah olmasa bile. Ben Sabah’ın bağımlısı olmuşum sanırım vazgeçemem.
Serdar
Etiketler: çalık, gazete, medya, sabah, turkuvaz
1 yorum yapılmış "Neden Sabah gazetesi?"